Tralles Antik Kenti

Tralleis antik kenti Aydın ilinin kuzeyinde, Kestane dağlarının hemen güney yamacındaki plato üzerinde yer almaktadır. İl merkezine 1 km. uzaklıktadır.

Kent, argoslular ve Tralleis’liler tarafından kurulmuştur. Menderes havzasının verimli toprakları üzerine kurlmuş olan bu kent M.Ö.334’te İskender tarafından alınmasından sonra Hellenistik krallıklar arasında sık sık el değiştirmiştir.

Tralleis mimarlar ve hekimler kentidir. Ayasofya’yı inşa eden Mimar Anthemios ve tıp tarihinde önemli bir yere sahip olan Hekim Aleksandros bu kentte doğup, büyümüştür. Aydın şehir merkezinin yanı başında yer alan ve yılın 12 ayı kazısı yapılan Tralleis, ziyaretçilerine kazı alanlarını görme, eserler keşfedilirken o heyecanı tatma, geçmişe dokunma, arkeolojiyi yaşama olanağı sunmaktadır.

Tralleis kenti Aydın’ın Messogis Dağları’nın (günümüzde Aydın Dağları) güney eteklerinde Trakyalılar ve Argoslular tarafından MÖ 13. yy’da kurulmuştur. Antik çağlarda çevresi surlarla korunan Tralleis kentinin en önemli yapısı halk arasında “Üç Gözler” olarak bilinen gymnasium (eğitim ve spor) yapısıdır. Kent, heykeltıraşlık okulu ve seramik atölyeleri ile ünlüdür. Kentten günümüze kalan yapılar arasında; hamam, gymnasium (spor ve eğitim merkezi), arsenal (silah deposu tünelleri) ve tiyatro yer almaktadır. Dünyada notaları ve sözleri bilinen ilk şarkı Tralleis’te yaşamış olan Seikilos’un 2300 yıllık şarkısıdır. Ayasofya’nın iki mimarından biri olan Anthemios da bu kentte yaşamıştır.

Burada gerçekleştirilen arkeolojik kazılar sonucunda kentte inşa edilen önemli yapıların büyük bir kısmının İ.Ö 3.yüzyıl ve 2.yüzyıl ortalarında yapıldığı görülür. Bu dönemde yapılan en önemli yapılardan biri ise Pergamon Krallarının ‘Tuğla Sarayı’dır.

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan şehir önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Bu tarihsel süreç zenginliğine sahip olan kent hakkında yazıtlar ve sikkeler dışında mitoloji de önemli bir kaynak olmuştur.

Kent, Thrakialı bir kavim olan Traller (Traklar) ve Yunanistan’ın Peleponnes Yarımadası’ndan gelen Argoslular tarafından Dor göçleri sonrasında kurulmuştur. Tralleis, savaşlar ve depremlerle sürekli uğraşmak zorunda kalmış ve imparatorların yardımlarıyla yenilenmiştir. Ancak Bizans döneminde başkentin İstanbul olmasıyla iktisadi ağırlık merkezi değişmiş ve Tralleis ticareti olumsuz yönde etkilenmiştir. Arap akınlarıyla fiziki değişime uğrayan kent, 13. yüzyılda Türkler tarafından fethedilmiş, 15. yüzyılda ise Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.

Kentin doğu yamacındaki 480 dönüm yerleşim alanı, askeriye sınırları içerisindedir. Tiyatro, stadium, tapınak ve darphane gibi sivil ve resmî mimari yapıların da bu alanın sınırları içerisinde olduğu bilinmektedir. Bunların yanı sıra, gymnasium – hamam kompleksi, kilise, villa ve nekropol gibi yapılar, kazı çalışmalarında ortaya çıkarılmıştır.

Tralleisli Seikilos’un Mezar Taşı

1883 yılında İzmir – Aydın demir yolunun yapımı sırasında ortaya çıkan ve MS 1-2. yüzyılda Tralleis civarında yaşayan Seikilos adındaki bir gence ait olan mezar taşının üzerinde, Grekçe bir melodinin söz ve bestesi yer almaktadır.

Yapılan araştırmalar sonucu bu melodinin bilinen en erken şarkı (ağıt) olduğu anlaşılmıştır. Stelde yer alan sözler şu şekildedir:

“Seikilos dikti beni, ben taştan bir heykelim, anısını yaşatmaktır, sonsuza dek görevim…”

Eserin güftesi ise şöyledir:

Işılda yaşadığın sürece,

Hiçbir şeyi dert etme,

Yaşam kısacık ve zaman

Bedelini ödetir günü gelince…

Euter(pes) oğlu Seikilos (bunu) henüz hayatta iken yaptırdı.

Yazıtı önemli kılan güftenin her hecesinin üzerinde birer notanın yer almasıdır. Antik dönemlerden günümüz küçük parçalar halinde çok az sayıda melodi gelmiş olup, Seikilos tam olarak ele geçmiştir. Günümüzde bu eser Kopenhag Milli Müzesinde sergilenmektedir.

Arsenal : Gymnasium yapısının yaklaşık 300 metre kuzeyinde yer alan bu yapı, Antik Efes – Tralleis Yolu’na açılan bir vadinin kuzey yamacına inşa edilmiştir. Üç katlı olarak inşa edilen bu yapının birinci katı Helenistik dönemde, ikinci ve üçüncü katların ise daha sonraki dönemlerde yapıya eklenildiği düşünülmektedir. Yapının girişinde tünelin yüksekliği ve genişliği geniş tutulmuşken, tünel boyunca ilerledikçe daralma ve alçalmalar gözlemlenir. Yapının ana girişinden ilerledikçe, tünel kendi içerisinde kollara ayrılarak, labirenti andırdığı gözlemlenir.

Hamam – Gymnasium Kompleksi : Gymnasium, Antik Yunan ve Roma toplumlarında gençlerin bedensel ve toplumsal eğitimlerini aldıkları yapılara verilen addır. Tralleis Antik Kenti Gymnasiumu’nun inşasının MÖ 3. yüzyılda başladığı bilinmektedir. MS 2. yüzyıl ortalarında Gymnasium yapısına hamam yapısı eklenmiş ve kompleks bir yapıya dönüştürülmüştür.

Anadolu’nun en büyük gymnasiumları arasında yer alan Tralleis Gymnasiumu, yaşanan şiddetli depremler neticesinde birçok kez yıkılmış ve onarım görmüştür. Yapının batısında hamam bölümü bulunmaktadır. Günümüz halkı taraflıdan “Üç Gözler” olarak adlandırılan yapı, hamamın anıtsal batı giriş kapısıdır.

Latrina : Latrina, yıkanma, yıkama anlamına gelen “lavatrina” ve “lavare” kelimelerinden türetilmiş olup, tuvalet anlamına gelmektedir. Ortasında sütunlarla çevrili bir şadırvan yer alır. Oturma yerlerinin önünde temiz su akan bir kanal bulunmaktadır. Tralleis Latrinası’nın doğusunda, içi sıvalı temiz su havuzu yer alır ve temiz su ihtiyacı buradan karşılanmaktadır. 65 kişilik kapasitesiyle Tralleis Gymnasiumu Latrinası, Anadolu’da Roma İmparatorluk Dönemi latrinalarının en büyüklerinden biri olarak bilinmektedir. Buluntular latrinanın MS 2. yüzyıl başları ile MS 3. yüzyılın sonları arasında kullanıldığına işaret etmektedir.

Üretim ve Satış Noktaları : Geç Roma – Erken Bizans dönemlerine tarihlenen dükkânlar, gymnasium – hamam yapısının kuzey duvarına bitişik olarak inşa edilmiştir. Dükkânların doğu – batı doğrultusunda uzunluğu, 95,58 metredir. Toplam 14 dükkân bulunur. Dükkânların ortasında yarım daire şeklinde bir çeşme yapısı mevcuttur. Dükkânlar, çeşmenin sağında yedi ve solunda yedi dükkân olmak üzere simetrik bir şekilde dizilmişlerdir.

Sütunlu Cadde : Dükkânların kuzeyinde bulunan sütunlu caddenin inşası, MÖ 26 yılında meydana gelen deprem sonrasında başlamış olmalıdır. Sütunlu cadde, olasılıkla dükkânlarla birlikte düşünülerek inşası gerçekleştirilmiştir. Dükkânların caddeye bakan duvarlarının önünde ortaya çıkan kompozit sütun başlıkları, MS 2. yüzyıl stilini yansıtmaktadır. Bu durum caddenin iki dönemde kullanıldığını göstermektedir. 2014 yılı kazı sezonunda dört adet sütun restorasyon projesiyle ayağa kaldırılmıştır.

Piskoposluk Kilisesi: Yapı, Aydın ili Kemer Mahallesi ile gymnasium – hamam kompleksi arasında, kente hâkim bir konumda yer almaktadır. Kazılar sonucunda, birbiri üstüne oturan iki farklı dönem içerisinde inşa edilmiş yapı kalıntıları tespit edilmiştir. Birinci yapı katı içerisinde üç nefli bazilikal planlı bir kilise inşa edilmiştir. Bu yapının yıkılmasının ardından ikinci yapı, haç planlı anıtsal bir kilise (Piskoposluk Sarayı) olarak inşa edilmiş olup, Orta Bizans Çağı’na tarihlenir.

Pazartesi: 08:00 – 17.00
Salı: 08:00 – 17.00
Çarşamba: 08:00 – 17.00
Perşembe: 08:00 – 17.00
Cuma: 08:00 – 17.00
Cumartesi: 08:00 – 17.00
Pazar: 08:00 – 17.00

Giriş Ücreti: Ücretsiz

DAHA FAZLA BİLGİ AL 

KONUMA GİT

Herkese şehri doya doya keşfedip yaşayacakları bilgi ve içerikler sunacağız!


Kaynak Visit Aydın
Diğer İçerikler
Yorum Yap