Buharkent İlçemizi Tanıyalım

Aydın’a 86 km uzaklıktadır. Antik Çağlardan bu yana Buharkent ve çevresinin en önemli özelliklerinden birisi de toplum sağlığına hizmet eden kaplıca ve doğal çıkışlı su ve sıcak su kaynaklarına sahip olmasıdır.

Günümüzde Buharkent mevkiinde yer alan termal kaynaklardan, özellikle Kızıldere köyünde seracılık, elektrik üretimi ve termal otel işletmeciliğinde faydalanılkmaktadır. İlçe merkezinin doğusunda yer alan Kızıldere Köyü yakınında bulunan jeotermal alanda, Türkiye’nin ilk jeotermal santralı kurulmuştur. 1984’ten beri elektrik enerjisi ve kuru buz üretilmektedir.

İlçe Bakanlar Kurulu kararı ile “Termal Turizm Alanı” olarak ilan edilmiştir.

Buharkent’in Tarihi

Buharkent çevresinde ele geçen buluntular buradaki ilk yerleşimlerin 1. Tunç Çağına kadar uzadığını göstermektedir. Kabaağaç çevresinde bulunan kireç tabaka üstündeki kalıntılardan güneş kültü taşıyan insan figürleri bulunmuştur. Bütün Orta, Güney Doğu ve Batı Anadolu’da olduğu gibi Ege, Büyük Menderes Vadisi ve Buharkent çevresinde de ilk hâkimiyet kuranlar Hititlerdir. M.Ö. 1800’lerde başlayan Hitit hâkimiyeti yaklaşık olarak son Hitit Kralı V. Tutalya’nın son dönemi olan M.Ö 1180’lere kadar devam etmiştir.

Buharkent bu dönemlerde herhangi bir yerleşim yeri olmamasına rağmen ıssız bir bölge de değildi. Lidya, Frigya ve Kayra devletlerinin sınırlarının çakıştığı alan üzerinde yer aldığından stratejik bir önem arz etmekteydi. Buharkent’in yakın doğusunda bulunan Tripolis, Hierapolis ve Laodikia antik kentleri de bu üç devlet arasında sık sık el değiştirmekteydi. Frigya Krallığı’nın güney sınırları Buharkent’e dayanmaktaydı. Persler Aydın ve Buharkent çevresinde, 180 yıl gibi kısa bir dönemde hâkimiyet kurup uzun bir tarih sürecine imza atmışlardır. Bölge, M.Ö. 300’lü yıllara kadar Pers hâkimiyetinde kalmıştır.

Buharkent ve çevresinde Roma dönemine ait kalıntılar Kabaağaç, Tekke ve Ortakçı’da yer almaktadır. Günümüzde Kabaağaç mezarlığında Roma dönemi sütunlarından onlarcası bulunmaktadır. Strabon Kabaağaç için bazı ayrıntıları vermektedir: Laodikei’yla Karura arasında saygı gören Men Karus tapınağı vardır. Benim zamanımda Zeuksis tarafından büyük bir Herophileion tıp okulu kurulmuş ve burası Aleksandros Philetles tarafından devam ettirilmiş; tıpkı babalarımız zamanında Hikesios’un kurmuş olduğu Erasistrateion okulu gibi. Bununla birlikte şimdi durum katiyen eskiden olduğu gibi değildir.

Strabon, yukarıdaki anlatımında Kabaağaç bölgesinin milattan hemen önce ve sonrasında en parlak dönemini yaşadığını, dini bir merkez olduğu kadar dönemin en önemli tıp okulları ile kıyaslanabilecek bir tıp okuluna sahip olduğunu ifade etmektedir M.Ö. 26 yılında Büyük Menderes’e çok yakın bir bölgede yer alan yerleşim biriminde deprem ve Büyük Menderes’in taşması sonucu pek çok can kaybı olduğu bilgisi mevcuttur. Bu yerleşim birimi ve han bugünkü Buharkent köprüsünün yaklaşık 50 m. güneyinde yer almaktadır.

Strabon handan şu şekilde bahsetmektedir : “Karura Phrygia’yla Karia arasında bir sınır meydana getirir. Burası bir köydür. Burada hanlar ve Maiandros Irmağı’nın kıyılarında bulunan sıcak su kaynakları vardır. Bir zamanlar bir genelev idarecisinin çok sayıda kadınıyla birlikte hana yerleştiği ve gece meydana gelen depremde bütün kadınlarıyla birlikte gözden kaybolduğu söylenir.”

Buharkent ve yakın çevresinde 1077–1207 yıllarına kadar Türklere ait herhangi bir yerleşim yerine rastlayamıyoruz. Bölgenin kesin Türkleşmeye başladığı bu dönemde ilk konaklama yerleri olarak Sırçalık (Tekke),Kargılık, Kabaağaç ve İshaklı’yı görmekteyiz. Buharkent’in bulunduğu alan Menderes vadisinin en dar kısmında yer alır. Ayrıca Feslek Çayı’ndan Kızıldere’ye kadar en az beş yerde (Kızıldere, Millik, Çağlayan, Ortakçı Millik, Feslek Çayı) sel tehlikesinin varlığı Menderes çevresinin bataklık durumunda bulunması, tarıma elverişli olmaması, mevcut bataklıkların sivrisinek üretmesi, ovaya yerleşmeyi olumsuz yönde etkilemiştir. Adı geçen dört yerleşim merkezinden Kargılık, Sırçalık ve Kabaağaç ovanın güneyine Çubuk Dağı yamaçlarına, İshaklı ise kuzeyine Aydın Dağları eteğine kurulmuştur.

Herkese şehri doya doya keşfedip yaşayacakları bilgi ve içerikler sunacağız..

BUHARKENT’İN MERKEZİNDE YER ALAN ANTİK KENTLER

Buharkent, bugün idari bakımdan her biri komşu ilçe sınırları içinde yer alan antik kentlerin ortasında yer almaktadır. Hileria, Karura kentten çok daha küçük yapıda bir kasaba ve köy görünümündeydiler. Men Kauno ise yerleşim yeri olmayıp bir tapınaktır. “Buharkent’in çok yakın çevresinde neden bir antik kent bulunmamakta?” sorusunun cevabı coğrafi konum ve jeotermal özellikleri ile açıklanabilir.

Strabon’un yazdığı gibi -kıvrılmak- fiilinin karşılığı olan Menderes, Aydın sınırları girişinde bu özelliğini ilk olarak Buharkent çevresinde kazanmaktadır. Sarayköy ve doğusunda çok daha az kıvrılmalar gösteren Büyük Menderes Buharkent sınırları içinde klasik özelliğini kazanmakta, durgunlaşmakta ve debisinin hızlı artış gösterdiği yıllarda yatak değiştirmektedir.

Çevresinde bulunan doğal jeotermal çıkışların varlığı, bu bölgenin ilk çağlarda termal bir mesire yeri özelliği kazanmasını sağlamıştır. Antik kara ulaşım yolları incelendiğinde Buharkent, Brioula, Menderes Antiokheası, Afrodisias, Artemisias, Hierapolis, Tripolis, Trapezapolis ve Attuda antik kentlerinin oluşturduğu çemberin merkezinde yer almaktadır. Değişik tarihlerde kurulan ve en parlak dönemleri de farklı dönemlere rast gelen bu antik kentlerin birbirleriyle ulaşımlarında Buharkent merkezi rol üstlenmekte idi.

Selçuklu dönemi Buharkent çevresinde yeni yerleşen Türk unsurlar, Hıristiyan yerliler ve Trakya’dan sınır boyu olan bu bölgeye yerleştirilen Hıristiyan Türk soylu unsurların iç içe yaşadıkları dönemdir. Önceleri Hıristiyan ahalinin nüfusu daha fazla idi. Zaman içinde İslamiyet’i kabul eden Hıristiyan unsurların bir bölümü de bölgeyi terk ederek daha batıya yerleşmeyi sermişlerdir. XV. ve XVI. yüzyıl kayıtları incelendiğinde Buharkent ve çevresinde Hıristiyan nüfusun kaydedilmediği görülmektedir. Bu arada bir Ermeni yerleşim birimi olan İrmenni köyünün tarihten silinme nedeninin doğal afet mi, göç mü yoksa din değiştirerek Türk unsur haline gelmeleri mi olduğu kesinlik kazanmamıştır. İrmenni halkının daha sonra İshaklı’ya yerleşerek din değiştirdikleri, yönündeki söylenti gerçeklerle uyuşmamaktadır.

Buharkent ve çevresine üçüncü büyük göç ise 1700’lü yıllarda başlayıp II. Abdülhamit döneminde sonuçlanmıştır. Bu göç ise Güney Kütahya ve Manisa’dan olmuştur. Sarıtekeliler kış mevsiminde Saruhan ve Aydın sancaklarına gidip, ilkbaharda buradan Karahisar Sancağı’na bağlı Sandıklı Kazası köylerine geliyorlardı. Mera ve ekili alanlara büyük zarar vermeleri nedeniyle haklarında şikâyetler artmıştı. Konar-göçer yaşadıkları dönemlerde padişah emri ile bölgeleri dışına çıkmaları yasaklanmış iken Sandıklı Uşak Eşme Alaşehir ve Şuhud kazaları köylerine gelerek halka ve otlaklara çeşitli zararlar vermişlerdir. Bunun üzerine Padişah tarafından Nasuh Paşa’ya bunların bölgeden kaldırılarak eski mahallerine nakledilmeleri için emir gönderilmiştir. Manisa ve Kütahya bölgelerinde konar-göçer yaşayan Kayı Boyu’na mensup Sarıtekeliler iskâna mecbur edilerek Denizli, Sarıgöl, Alaşehir, Buldan ve Buharkent’in kuzeyindeki dağlarda boş alanlara yerleştirilmişlerdir.

Aydın ve Buharkent çevresinde yerleşik beş-on kadar Yörük boyu mevcuttur. Ancak tahrir defterlerinde Sarıtekeli cemaatine rastlanmamasına rağmen, son dönem Aydın Vilayet salnamelerinde Sarıtekeli aşiretinden bahsedilmektedir. Örneğin “Cırcıvan’da Sarıtekeli “ gibi. Özellikle Büyük Menderes vadisi boyunca, özellikle kuzey yakasında yoğun bir Sarıtekeli nüfusu yerleşiktir. Menteşe dağlık yöresinin kuzey yönüne yerleşmiş Sarıtekeliler ise Orta Menderes’te daha çok Karacasu, Buharkent ve Sarayköy’de yoğun olarak yer almışlardır. Aydın ve yöresinde birçok köy ve yerleşik Yörükler hangi boydan geldiklerini ifade etmede zorluk çekmektedirler. Bir istisna olarak bahsettiğimiz bölgelerde kendilerini Sarıtekeli olarak tanımlayanlar, diğerlerine göre bir hayli fazladır. Sarayköy’e bağlı Kabaağaç ve Tekke, Buldan’a bağlı, Buldan’ın batı ve kuzey-batısındaki pek çok köy, Buharkent’in kuzey ve kuzeybatısında yer alan Muratdağı, Ericek, Gündoğan, Kuyucak’a bağlı bazı köyler, Nazilli ve Sultanhisar’ın bazı köyleri kendilerinin Sarıtekeli olduklarını ifade etmektedirler.

Yakın zamanlarda Buharkent için en nemli olaylardan birisi de Çanakkale Savaşı olup bu savaşta pek çok şehit verilmiştir. Ancak eldeki kayıtlar şehit sayısını tam olarak karşılamamaktadır. Çanakkale şehitlerinde adları tespit edilenlerin listesine baktığımızda en fazla şehit veren köyün 15 şehit ile Ortakçı olduğu görülmektedir. Burhaniye kurulmuş olmasına rağmen kayıtlara hala Ortakçı olarak kaydedildiğini görmekteyiz. Ortakçı yaşadığı depreme ve depremde verdiği ölü sayısına rağmen hala en kalabalık yerleşim birimidir. Tabii ki Ortakçı bu tarihte Ortakçı ve Burhaniye olarak iki birim halindedir. Feslek 11 şehit, Savcılı 5,Kızıldere 2 şehit vermiştir.

Buharkent’e Gezilecek Yerler

  • Tekkeköy Bölgesi
  • Yerden Fışkıran Buhar Kanalları
  • Kızıldere Bölgesi
  • Buharkent ile ilgili fotoğraflar..
  • Buharkent ile ilgili video..

Kaynak Visit Aydın
Yorum Yap
X